|
ÖME Programlar_Sayfa 2
|
Konu Başlıkları
(ÖME
Programlar_Sayfa 1'deki Konu Başlıkları)
-
Eğitimde Program
Geliştirme Yaklaşımları
-
Öğrenci Merkezli Eğitim
Programı
-
Öğrenci
Merkezli Eğitimde Eğitim Programı Öğeleri
-
Eğitim Yaşantıları ve
Öğrenme Süreci
(ÖME
Programlar_Sayfa 2'deki Konu Başlıkları)
(ÖME
Programlar_Sayfa 3'deki Konu Başlıkları)
- Düşünme Becerileri
- Yaşam
Becerileri ve Ders Dışı Etkinlikler
|
ÖĞRENME SÜRECİ
Yarının cahili
okuma yazmayı bilmeyen değil
nasıl öğrenmesi gerektiğini öğrenmeyen
kişi olacaktır. (Tofler 1974)
Öğrenme ile ilgili yeni
görüşler geleneksel anlayışı sorgulamaktadır. Geleneksel anlayışa göre
öğrenme;
-
Birikmiş bilgi ve yalıtılmış
becerilerin bir araya gelmiş parçalarından oluşan bir süreçtir.
-
Öğretmenin temel sorumluluğu,
öğrenciye doğrudan bilgi sunmaktır.
-
Öğrenme ve öğretme süreci
sadece öğretmen ve birey olarak öğrenciler arasında etkileşime
odaklanmaktadır.
Bu görüşler halen bazı
eğitimciler tarafından kabul edilmektedir. Oysa yeni anlayışlar bilgi temeli
ve öğrenme hakkında öğrenci merkezli görüşü savunmaktadır.
Günümüzde bilgiye ulaşma
yolları, bilgi üretimi ve bilginin kullanımı sonuç olarak da bilgi toplumu
olma yolunda eğitimde yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Hedef, düşünme
becerilerinin gelişmesi, eleştirel düşünme, problem çözme, karar verme ve bu
becerileri yaşam becerilerine dönüşerek bireyin toplumun etkin bir varlığı
olmasını sağlamaktır.
Eğitim süreci planlanırken tüm
etkenler bu hedef doğrultusunda düzenlenir. Planlamada yapılacak çalışmalar
şunlar olabilir:
-
Öğrenmeyi Öğrenme
-
Öğrenme Stratejileri
-
Öğrenme Türleri
Öğrenme yöntem ve teknikleri
sonuç olarak da düşünme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Bunlar genel olarak:
Bu becerilerin yaşam
becerilerine dönüştürülmesi ÖME Modelinin temel hedefleri arasındadır.
Öğrenme Stratejisi Nedir?
Bağımsız öğrenmeyi gerçekleştirmek için gerekli olan taktik ve araçlar
öğrenme stratejileri olarak tanımlanır. (Apps J.w.1990)
Sayfa Başı
ÖĞRENMEYİ ÖĞRENME
-
ÖĞRENME KURAM VE MODELLERİ
Öğrenme ile ilgili farklı
yaklaşımlardan kaynaklanan öğrenme modelleri ve kuramları mevcuttur. Öğrenci
merkezli eğitimde bireysel farklılıkların ve bireysel gelişimin temel
alınacağı model ve kuramlara kısaca yer verilmektedir.
-
Tam Öğrenme Modeli
Bloom, okul ortamı gibi toplu
öğrenmelerde gözlenen bireysel farklılıkların nedenlerini incelemekte ve bu
tür bireysel farklılıkları öğrenci, okul ve toplum yararına olacak şekilde
en aza indirmek için alınması gerekli önlemleri açıklamaktadır. Okulda
öğrenmeyi bir çok faktör etkilemektedir. Bunların bir bölümü zeka(genel
yetenek), öğretmen özellikleri, ailenin sosyo ekonomik statüsü vb. dir.
Öğrenmeyi etkileyen değiştirilebilir özellikler eğitim sürecinde olumlu hale
getirilerek öğrencilerin öğrenme düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmektedir.
Sonuç olarak okullar öğrencilerin kendilerini gerçekleştirmelerini sağlayan
kurumlar olur (Senemoğlu 1997. s.446).
Tam öğrenme modelinin ana
değişkenleri öğrenci özellikleri, öğretim hizmetleri ve öğrenme ürünleridir.
Öğrenci nitelikleri bilişsel ve duyuşsal özellikleridir. Bu değişkenlerin
kontrollü ve öğrenme sürecinin niteliğinin artırılması için gerekli
önlemlerin alınması gerekir. Bu amaçla öğrencinin özellikleri planlama
aşamasından önce belirlenmeli ve diğer değişkenler buna göre
düzenlenmelidir.
Öğretim hizmetinin niteliği
ise ip ucu, katılma, pekiştirme, dönüt ve düzeltmedir. Pekiştireç
Pekiştireç, bir davranışın
olma sıklığını artıran uyarıcılardır. Sınıf içinde pekiştireçlerin kullanımı
düzeylere göre farklılık göstermelidir, ilköğretimde çikolata iyi bir
pekiştireç olurken Üniversitede aynı şekilde olmayabilir. Bunun yerine "çok
iyi, kutlarım" gibi ifadeler tercih edilebilir. Öğrenme kurumlarının çoğu
öğrenmenin pekiştirme ile birlikte olması halinde etkili olduğu görüşünde
birleşmektedirler.
İpucu
İpucu, geliştirilmesi
hedeflenen beceri için yardımcı olan etkendir. Sorulan soruya tam yanıt
veremeyen öğrenciye bir sözcüğün bir sesin yada bir hareketin hatırlatılması
bir ipucu olabilir. İpuçları sözlü ya da yazılı olabilir. Bireysel
farklılıklar dikkate alınmalıdır.
Katılım
Öğrenci katılımı, öğretim
hizmetinin niteliğini artırmada önemli değişkenlerden biridir, öğrenci
katılımını sağlamak için etkili iletişim sağlama ve güdülemeye yer vermenin
önemi büyüktür. Kullanılan strateji yöntem ve teknikler etkin katılımı
sağlayıcı yönde belirlenmelidir. Anlatım yönteminin çoğunlukta kullanıldığı,
öğrencinin dinleyen konumunda olduğu bir eğitim ortamında tam katılım
sağlamak oldukça güçtür. Bunun yerine drama, soru cevap, tartışma, beyin
fırtınası, proje ve deney gibi yöntem ve tekniklere daha fazla yer
verilmelidir.
Dönüt ve Düzeltme
Dönüt ise öğrenciye eğitimin
amaçlarına ulaşılıp ulaşılmadığı ile ilgili bilgi verme sürecidir. Düzeltme
ise öğrenciden gelen yanıtların yanlış olması halinde doğrusunun ne
olduğunun bildirilmesidir. Bu bildirim sonucuna bakarak öğrencilerin
eksiklikleri ve yanlışlıkları belirlenir, bu eksiklikleri tamamlama ve
yanlışlıkları doğrulama işlemi de düzeltme olarak adlandırılır. Eğitim
sürecinde dönüt düzeltme genelde birlikte kullanılır.
Öğrenci merkezli eğitimde
öğrenci sürecin neresinde olduğunu , kendi hızına göre ne kadar yol aldığını
bildiğinde öğrenme daha kalıcı ve anlamlı olur. Öğrenci öğrenmeye güdülenir.
-
Çoklu Zeka Kuramı
Zekanın günümüze kadar farklı
tanımları yapılmıştır. Zeka akıl yürütme, plan yapma, problem çözme, soyut
düşünme, karmaşık fikirleri kavrama, çabuk ve deneyimlerden yararlanarak
öğrenme yeteneklerini içeren zihinsel bir kapasitedir (Çıkrıkçı, N.). Ayrıca
zeka çevreyi sevme, onu biçimlendirme, ve ona uyum için gerekli olan
zihinsel yeteneklerdir diye tanımlanabilir. Teorisyenlenler zekanın tanımı
ve ayrıntıları konusunda aynı görüşte olmayabilirler, ama zekanın çevreye
uyum sağlamanın altında yatan bilişsel bir yeti olduğu konusunda
birleşirler. Zeka ve zihin arasında dolaylı bir ilişki vardır. Zekanın
yapısı zihni kavramsallaştırmanın yolunu sağlar.
Alternatif zeka kuramları
aşağıdaki gibidir;
-
Duygusal zeka kuramı(Goleman,
1995) Duygulan anlamak ve düzenlemek olarak ifade eder.
-
Üç aşamalı zeka kuramı (Stenberg
1985).
-
Sosyal zeka kuramı (Keating
1978,Canter ve Kihlstrom, 1987) Özellikle sözel olmayan iletişim
becerilerini ifade eder.
-
Geleneksel testlerle ölçülen
akademik yönelimli zeka kuramı (analitik zeka) yaşam boyu önemlidir. Bilgiyi
hatırlama, onu değerlendirme ve onun önemliliğine karar verme
yeterliliğidir.
-
Çoklu zeka kuramı (Gardner,
1983) Zekanın biyolojik yapı ve kültürle ilişkisinin önemini vurgulamış
zekanın bireysel ayrılıkları oluşturan önemli bir özellik olduğunu kabul
etmiştir (Ülgen 1995 23).
Campbell(1997), çoklu zeka
kuramının sınıf uygulamaları konusunda pek çok çalışma yapıldığını ancak
bunların içinde en doğrusunun belirlenemeyeceğini; öğretmenin sınıf
ortamına, hedeflere, ve topluma bakarak uygun yöntemleri seçmesi gerektiğini
vurgulamaktadır.
Zeka Türleri:
-
Sözel Zeka:
Dili kullanma ve düşüncelerini
bu yolla aktarma yeteneğidir.Dil yetenekleri gelişmiştir. Okuma, dinleme,
konuşma yolu ile daha kolay öğrenirler. Kavram ve kelimelerle düşünürler.
Okumayı severler, ezberleri iyidir.
-
Mantıksal / Matematiksel
Zeka
Neden sonuç ilişkisi kurabilme, sınıflama, sıralama, soyut sembollerle
çalışma ve problem : zme gibi alanlarda başarılıdır.
-
Görsel/Uzamsal Zekâ
Görme duyusu ve buna bağlı olarak şekiller tasarlama ve zihinde resimler
yaratma yeteneğidir.
-
Bedensel/Devinduyusal Zekâ
Vücudunu kullanarak (dans ve vücut dili), oyun oynayarak (spor yapmak) ya da
yeni bir ürün yaratarak (icat yapmak) duygularını ifade etme yeteneğidir.
-
Müzikal/Ritmik Zekâ
Tonal ve ritmik kavramları tanıma ve kullanma; çevresel seslere, insan sesi
ve müzik aletlerine karşı duyarlılık yetenekleridir.
-
Sosyal (Kişiler arası) Zekâ
Diğer insanlarla sözlü ve sözsüz iletişim kurma, grup içinde işbirliği
içerisinde çalışma yetenekleridir.
-
İçsel(Öze dönük) Zekâ
İnsanın kendi duygularını, duygusal tepkilerinin derecesini, kendi biliş
bilgisi sürecini tanıma, kendi öz benliğini anlama ve başkalarına ifade etme
yeteneğidir.
Gardner, bu zekâ türünün çok özel olduğunu ve diğer zekâ türlerinin tümünü
kapsadığını savunmaktadır.
-
Doğa Zekâsı
Doğayı ve doğada olup bitenleri
gözlemleyebilme, kendisinin bu dünyanın bir parçası olduğunu farkına varma
yeteneğidir.
Özellikle fauna(bir yer veya devirdeki hayvanların tümü) ve floraya (bir yer
veya devirdeki bitkilerin tümü)karşı çok hassas yaklaşımlara sahiptirler.
Gardner’a göre;
“.......bütün çocuklar bu zekâ türlerine çeşitli düzeylerde sahip olarak
doğarlar, bu zekâ türlerinden bazılarına daha çok eğilimleri olabilir ve
herkes bu zekâ türlerinde sahip oldukları potansiyellerini geliştirebilir.”
Zekâ türleri çeşitli yöntemlerle geliştirilebilir.
Çoklu Zekanın Öğretmenler ve Öğrenciler İçin Sonuçları:
-
Her birey sekiz zeka türünü de
kullanmaktadır,
-
Bütün zekalar eşit derecede
değer görmelidir,
-
Bütün zekalar öğretilebilir,
geliştirilebilir ve güçlendirilebilir,
-
Okullar sadece dil ve mantık
zekası üzerine yoğunlaşmamalıdır,
-
Her birey farklı nedenlerle,
farklı şekilde öğrenir,
-
Gelişmiş yada güçlü zekalar
zayıf olanlardan daha çabuk fark edilir,
-
Gelişmiş bir zeka türü farklı
biçimlerde ortaya çıkabilir,
-
Değerlendirme ne kadar
yeteneklisin değil yeteneklerin nasıl olmalı şeklinde ifade edilmeli,
Öğrencilerin Çoklu
Zekalarının Belirlenmesi için:
-
Tüm öğretmenler ve okul
personeli ile görüşülmeli
-
Velilerle toplantı
düzenlenmeli
-
Anket ve kontrol listeleri
yapılmalı
-
Gösterilen ve gösterilmeyen
davranışlar gözlenmeli
-
Performansları yazılı birer
döküman haline getirilmeli
-
Okul kayıtlarına, sınav
sonuçlarına derece ve yorumla bakılmalı
Çoklu Zeka Kuramının
Yararları
Öğrenciler için:
-
Bireysel farklılıklara değer
verilmesini ve onların geliştirilmesini sağlar.
-
Öğrenmenin daha güvenilir
değerlendirilmesini sağlar.
-
Öğrencilerin hatırlama,
düşünme, problem çözme ve akademik başarısını arttırır.
-
Pek çok zeka kullanarak
öğrenme, kendine güven duygusunu geliştirir.
-
21. Yüzyıla uygun olarak
bireyleri yaşam, iş hayatı ve sürekli öğrenmeye hazırlar.
-
Tüm öğrencilere eşit öğrenme
olanağı sağlar.
-
Öğrenme yetersizlikleri yerine
öğrenme farklılıklarını anlamayı sağlar.
-
Eğitim programının bir parçası
olarak kişisel ve sosyal gelişim sağlar.
Öğretmenler ve Yöneticiler
İçin:
-
Tüm öğrenciler ve personele
yönelik olarak destek, güdüleme ve başarıyı arttırma gibi davranışlarla
öğrenme için olumlu bir iklim sağlar.
-
Öğrenim stratejilerini
genişletir ve geliştirir.
-
Farklı öğrenme yaklaşımlarını
uygulanabilir kılar.
-
Öğretmen veli işbirliğini
arttırır.
-
Profesyonellik duygusunu
yeniler
-
Okul kararlarının kapsamını
arttırır.
Çoklu zeka kuramı eğitim
süresince hazırlık ve planlama aşamasında dahil edilmelidir. Öğrenme ve
değerlendirme sürecinde öğrencilerin zeka alanlarının bilinmesi ve
kullanılması eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması demektir.
Yeni anlayışa göre
fırsat eşitliği herkese eğitim değil, bireysel farklılıklara göre eğitim
anlamına gelmektedir. Öğrenci Merkezli Eğitimde Performans değerlendirme
benimsenmiş ve sürecin tamamı öğrencinin performansını geliştirmeye yönelik
planlanmıştır. Bu amaçla öğrencinin baskın zeka alanının bilinmesi
gerekmektedir.
-
İşbirliğine Dayalı
Öğrenme
İs birliğine dayalı öğrenme
kökleri Aristo dönemine kadar uzanan bir öğretim yöntemidir. Problem
çözümüne yönelik olarak oluşturulan küçük öğrenci gruplarının demokratik
ilkeler doğrultusunda karşılıklı iletişimini esas alan bir öğrenme
sürecidir. İşbirliğine dayalı öğrenme iki veya daha fazla sayıda öğrencinin
belirli bir konuda birlikte çalışmalarına olanak tanınır ve öğrencilerin
işbirliğine dayalı bir çalışma sistemi içinde öğrenmesini hedefler.
Yarışmaya dayalı öğrenme ortamında öğrencilerin öğrenme amaçları ortak
olmakla birlikte amaç gerçekleşmesi bakımından öğrenciler arasında negatif
bir ilişki (korelasyon) vardır. Yani gruptaki bir bireyin amaçlarına
ulaşması, diğerlerinin amaçlarını gerçekleştirememesine bağlıdır. Başarılı
sayılabilmek için diğerlerinin başarısız olması gerekmektedir. Bireyin
ulaşmak istediği sadece kendisi için yararlı iken gruptaki diğer bireyler
için olumsuzdur.
İşbirliğine dayalı öğrenme beş
temel esas üzerine kurulmuştur;
Grupların uygun yapısal
özelliklere sahip olmadığı ve öğrenme için gerekli motivasyonun yeterince
sağlanamadığı durumlarda iş birliğine dayalı öğrenme yöntemini istenilen
verimin elde edilemeyeceğini araştırmalar göstermektedir. Johnson ve Johson
dört çeşit öğrenme grubu tespit etmişlerdir (D. W Johnson &R.T. Johnson,
1999 s.69), (Aktarılan kaynak Eğitim,Sanat Kültür gisi2001):
-
Yapay Öğrenme Grubu
Grubun, grup üyelerinin ilgi ve
istekleri göz önünde bulundurulmaksızın birlikte çalışmak üzere
oluşturulması ve en başarılıdan başarısıza doğru sıralanarak bireysel olarak
değerlendirileceklerine inanmalarıdır. Böyle bir grupta grup üyeleri
birbirine güvenmezler. Birbirini yanlış yönlendirir ve bilgiyi paylaşmaktan
kaçınırlar. Sonuçta elde edilen verim, grup üyelerinin bireysel
potansiyellerinin çok altındadır. Eğer üyeler bireysel olarak çalışıyor
olsalar elde edecekleri verim daha fazla olacaktır.
-
Geleneksel Öğrenme Grubu
Grubun, grup üyelerinin kendi istekleri doğrultusunda birlikte çalışmak
üzere oluşturulması ve başarının grup üyeleri olarak değil, bireysel olarak
değerlendirilmesi ve ödüllendirilmesidir. Böyle bir grupta grup üyeleri
birbirinden bilgi almayı arzu ederler ancak kendi bilgilerini paylaşmayı
istemezler. Bazı üyeler kendilerine düşen görevleri yerine getirmeksizin,
kurnazca grubun başarısından yararlanmaya çalışırlar. Sonuçta elde edilen
verim grup üyelerinin bazılarının bireysel çalışmayla elde edebileceğinden
fazla olmakla birlikte, zeki ve çalışkan üyelerin bireysel çalışması halinde
elde edebilecekleri verimden daha düşüktür.
-
İş Birliğine Dayalı Öğrenme
Ortak öğrenme amaçlarını
gerçekleştirmek ve elde edilen verimden tüm üyelerin yarar sağlaması esasına
dayanan öğrenme grubudur. Böyle bir grupta, grup üyeleri öğrenilecek
materyali anlama ve daha fazla çalışma hususunda birbirini teşvik eder,
konuları aralarında tartışarak bilgi paylaşımını sağlarlar. Bütün üyelerin
öğrenmesi ve diğerlerinin öğrenmesine katkı sağlaması esas olduğu için
bireysel performans düzenli biçimde kontrol edilir. Hiçbir üyenin çaba sarf
etmeksizin grup başarısından yararlanmasına izin verilmez. Sonuçta elde
edilen verim grup üyelerinin bireysel performansının toplamından büyüktür.
Bütün üyeler, bireysel çalışmaları halinde elde edebilecekleri verimin daha
fazlasını böyle bir grup çalışmasıyla elde edebilirler.
-
Yüksek performanslı iş
birliğine dayalı öğrenme
Performansa ve İş birliğine dayalı öğrenme yöntemin en verimli sonucun
alınabileceği grup çeşididir. Bütün grup üyelerine iş birliğine dayalı
öğrenmenin tüm yararlarını sağlayan grup yapısıdır. Böyle bir grubu
diğerlerinden üstün yapan en belirgin özelliği, grup üyelerinin birlikte
çalışma ve üretme isteğinin ve birbirine olan bağlılıklarının üst düzeyde
olmasıdır. İş birliğine dayalı öğrenme gruplarının çok azı bu özelliklere
sahiptir.
İş birliğine dayalı öğrenme metodu problem çözme ve yaratıcı düşünme
yetilerinin kazandırılmasında da etkili bir araçtır. Bireysel ve yarışmacı
öğrenme metotlarından farklı olarak bu metot, problemleri çözüme kavuşturmak
için öğrencilerin birlikte çalışması esasına dayanır. Bir probleme birlikte
çözüm aramak, daha fazla çözüm önerisi üretmek demektir. Yaratıcı düşünmenin
en etkili araçlarından olan "beyin fırtınası" da birlikte çalışmayı
gerektiren bir stratejidir. Birey kendi fikirlerini diğerlerine kabul
ettirmeye çalışırken, diğerlerinin fikirlerini de analiz, sentez ve
eleştirmeyi öğrenir ki bu da eleştirel düşüncenin gelişimine önemli katkılar
sağlar.
-
Anlamlı Öğrenme
Bilgilerin yaşama aktarılması
için öğrenmenin anlamlı olması ve kalıcı olması gerekir. Ausubel "mekanik
öğrenme unutulur', ancak çarpım tablosunda olduğu gibi, günlük yaşamda
sürekli kullanılanları unutulmaz: anlamlı öğrenme ise daha çok hatırda
kalıcıdır" der.
Öğrenme durumunda bir öğrenen öğrenci, bir de öğretim ortamını hazırlayan
öğretmen vardır. Öğretmen ya konuyu kendisi planlar ve sunar; bu bir açık
konferans oturum, panel vb. olabilir. Ya da öğrenci, kendisi bilgileri
araştırarak öğrenir. İki durumda da öğrenci ya bilgileri kendisine geldiği
gibi alır, kaydeder, sonra ilgili uyarıcıyla karşılaştığında olduğu gibi
hatırlar (bu, mekanik öğrenmedir, hemen unutulur); ya da etkin biçimde
algılarını daha önce edindiği ilgili bilgilerle yeniden organize eder, sonra
belleğe kaydeder (Bu anlamlı öğrenmedir). Önceden öğrenilenlere bağlandığı
için hemen unutulmaz, uzun süreli hatırlanır. Böyle bir öğrenmede bilgiler
zihinde yapısallaşır.
Öğrenmenin kalıcı olması için kullanılacak pek çok yöntem teknik ve
stratejiler vardır.
-
4a. Kavram Haritası İle
Öğrenme
Öğrenilen bilgilerin anlamlı
ve kalıcı olmasında kullanılan yollardan biridir. Anlamlı öğrenme bireylerin
önceden edindikleri bilgilerle yenileri arasında bağlantı kurarak anlamlı
bir bütün oluşturmalarıdır. Kavram haritaları, bireylerin nasıl öğrendikleri
ile anlamlı öğrenme kuramları arasında ilişki kuran bir öğrenme aracıdır
(Kalaycı.N. M.Çakmak 2000).
Nowak ve Gowine göre; kavram, nesne ve olayların algılanan benzerlikleridir.
Kavram insan zihninde algılanan farklı nesne ve olguların değişebilen ortak
özellikleri temsil eden bir bilgi yapısıdır. Kavram haritaları bilginin
zihinde somut olarak düzenlenmesini sağlayan bir araçtır. Kavram haritaları
kavramları ve kavramların birbirine nasıl bağlandıklarını göstermektedir.
Kavramlar olayları, insanları, eşyaları ve düşünceleri benzerliklerine göre
gruplandırdığımızda gruplara verilen isimdir. (Kaptan 1998 95)
Kavram haritaları ile öğrenciler ezberden uzaklaşır ve öğrenme daha uzun
süreli olarak sağlanır. Kavram haritalarını oluşturmada genelde izlenmesi
gereken bazı aşamalar vardır. Altmok'a (1998) göre (Cunningham§ Turgut 1996)
bir kavram haritasını geliştirmede ilgili aşamalar şu şekilde sıralanabilir.
1. Bir kağıda öğretilecek kavramlar listelenebilir. Kavramlarla ilgili
açıklamalar, ilkelere ve kavramlar arası ilişkilere yer verilmez. Eşya ve
olayların tekil örnekleri ve özel adlar kavram olmadıkları için listeye
alınmaz.
2. Bir başka yere özel örnekler öğrenci için önemli olaylar not edilir.
3. Kavram listesinden en temel kavram ayrı bir kağıdın başına yazılır.
Bundan sonra öğrenilmek istenen ilişkili kavramlar aşamalı bir düzende
kağıda yerleştirilir. Birincil kavramdan sonra ikincil kavramlarla
bağlantıyı sağlayan kavramlara koordinat kavramlar denir. Düşey düzenlemede
genel kavramlar üste, eşit genellikteki kavramlar aynı satırda yer
almalıdır.
4. Her kavram, haritada yalnız bir kere yer almalıdır. Kavramlar, haritadaki
diğer sözcüklerden kolayca ayırt edebilmek için kutu içine alınmalıdır.
Haritada yer alan iki kavram arası ilişkiyi göstermek üzere, kutu bir çizgi
ile bağlanır. Bazı durumlarda ilişkinin yönü önemli olduğu için yön, oklarla
gösterilir.
5. Kavramlar arası ilişkiler, ilişki çizgilerinin üzerine bir kaç sözcük ile
yazılır. Bu kavramlardan en az birini ilgilendiren bir önermedir.
Kavram haritaları bireyin daha önceki bilgilerini ortaya çıkaran eğitimsel
bir araçtır. Öğrencilerin neler bildiklerini belirlemek amacıyla
kullanılabilir. Başlangıç aşamasında kullanılırsa daha sonraki aşamalarda
öğrencilerden aynı kavramı yeniden haritalandırmaları istenebilir. Böylece
öğrencilerin öğrenmelerinde ne kadar gelişme gösterdikleri görsel olarak
ölçülebilir. (Kitaptan 1998; 98)
Öğrencilere kısmen tamamlanmış bir harita verilerek kavramı araştırıp
öğrendikçe bu haritayı tamamlamaları istenebilir. Ya da öğrenciler önceden
kavram haritaları hazırlamışlarsa haritayı kullanabilirler ve farklı renkte
bir kalem kullanarak değişiklikler yapabilirler. Bu değişiklikler de bir
kavramı araştırdıkça ne kadar çok yeni bilgi öğrendiklerini yansıtacaktır.
-
4.b. Zihin Haritaları
Daha hızlı ve etkili okumaya yardımcı olan teknikler aynı zamanda anlamaya
ve hafi; geliştirmeye katkıda bulunur. Bu tekniklerden biri de zihin
haritalarıdır.
Zihin haritaları, konuyu hatırlamada pek fazla güçlük çekmeyen öğrenciler
için de kullanılmıştır. konunun ana noktalarını ve diğer kavramlarla
ilişkisini gösterir. Zihin haritaları kavram haritalarına benzer bir biçimde
anahtar kavramlar ve onlar arasındaki ilişkileri gösteren bilgiler ağaç gibi
dallara ayrılır. Kavram haritaları daha doğrusaldır, zihin haritalarının
yaklaşımı ise daha küreseldir. Öğrenciler, merkezi bir fikirden yola çıkarak
çabucak büyük bir resim oluştururlar . Zihin haritaları yazılı ya da sözlü
bilgiyi hatırlama, açık uçlu sorular sorma, proje ve olayları planlama ve
değerlendirme ya da bir toplantının görsel kaydını tutmada yaralıdır.
Öğrenciler zihin haritası yapmaktan daha çok hoşlanırlar. Not tutmak yada
beyin fırtınası yapmak amacıyla sayfanın ortasına önemli bir kavram
yerleştirilir, sonra merkezden dışarıya doğru anahtar sözcükler ve şemalar
hızlıca yazılır ve uygun başlıklarda renk kodlaması yapılır. Zihin
haritasındaki sözcükler yazılmalı ve bağlayıcı çizgilere yerleştirilmelidir.
Bireysel açıklama yapmak ve bilgiyi görsel anlamda transfer etmek ve
sentezlemek için renkler, şemalar ve kodlamalar kullanılabilir (Camphell ve
diğerleri 1996).
-
4.c.Anlamlandırmayı
Güçlendirici Öğrenme Stratejileri
Öğretmen, öğrenciye ilköğretimin ilk kademesinde uygun öğrenme stratejisini
seçme ve kullanma konusunda rehber olmalıdır. Öğrenci sözcükleri, basit
ilişkileri, ilkeleri, olguları, öğrenme ve hatırlamada bellek destekleyici
öğrenme stratejilerini kullanabilir. Daha karmaşık öğrenmeler için;
benzetim, not tutma, özetleme, ana hatları belirleme, bilgiyi şematize etme
(bilgi haritası çıkarma, bilgiyi tablolaştırma, gibi) örgütleme
stratejilerini etkili olarak kullanabilir. Bellek destekleyici stratejiler
arasında;
-
Anahtar sözcük yöntemi,
-
Baş harflerle düzenleme
stratejileri,
Türkiye'deki en yüksek üç dağın adı;
Ağrı Ayşe
Erciyes Erikleri
Kaçkar Kaptı
-
Kafiye ya da ritm oluşturma
stratejileri;
Yurdumuzun üç tarafı denizlerle kaplıdır
Kayısı, üzüm, şeftali ve elma çok tatlıdır (Senemoğlu. 1997).
-
4.c.1. Eklemleme
/Genişletme Stratejileri
Öğrencinin, var olan bilgiye ekleme yapmasını ya da kendi bilgisini
genişletmesini sağlayan bir stratejidir. Eski ve yeni bilgiler arasında
ilişki kurmayı sağlayarak, anlamlı öğrenmeye yardım eder. Özellikle
benzetim, yeni bilgi ile eski bilgi arasında bağ kurmayı sağlar, örneğin;
kan dolaşımının şehrin su şebekesine benzetilmesi gibi (Senemoğlu. 1997).
-
4.c.2. Not alma;
Öğretmenin ya da kitabın sunduğu bilgiyi öğrencinin yeniden organize ederek
kendisi için daha anlamlı hale getirmesidir. Öğrencinin not alabilmesi için;
önemli bilgiyi önemsizden ayırabilmesi gerekir. Öğrenci not alacağı konuda
dikkatini yoğunlaştırmalı, konunun ana hatlarını çıkarmalı daha sonra da bu
ana hatların içine önemli bilgileri yerleştirmelidir(Senemoğlu.1997).
Not alma matris örneği:
| Karadeniz İklimi
Akdeniz İklimi
Karasal İklim |
Özellikleri |
Bitki örtüsü |
Görüldüğü bölge |
-
4.c.3. Okuduğunu anlama
stratejileri
Basamakları şunlardır:
1. Göz gezdirme
2. Başlık ve alt başlıkları dikkate alarak, okuma parçası kullanarak sorular
sorma.
3. Okuma; Soruların cevaplarını bulmak amacıyla derinlemesine okuma
4. Yansıtma: Okunan metin düşünme, görsel imgeleri oluşturmaya çalışma
5. Sorulan kitaba bakmadan cevaplama
6. Yeniden Gözden Geçirme; B ilginin yeniden gözden geçirilmesi ve
düzenlemesi
-
4.c.4. Örgütleme Stratejisi
Öğrenme sağlanırken öğretmen; bilgileri kendi aralarında örgütlerse veya
gruplaştırırsa akılda kalması daha kolay olacaktır. Örneğin telefon
numarası. 2710032 ise bu, 271- 00- 32 şeklinde daha kolay
öğrenilebilecektir.
Örgütleme stratejisinin en temel aşaması, madde ya da olguların taksonomik
olarak sınıflandırılmasıdır. Bu sınıflamalar altında konunun incelenmesi ya
da yeniden düzenlenmesi kavramada kolaylık sağlayacaktır. Metin ya da
öğrenme durumunun temel ve önemli noktalarının belirlenerek tutarlı bir
düzen içinde çalışılması bu stratejinin en karmaşık evresini ifade
etmektedir. Çalışan belleğe bilgilerin gruplaşması bu stratejinin bir işlevi
olmakla birlikte çok iyi oluşturulmuş düzen ve bağlantılar uzun süreli
bellekte kalıcı öğrenmeyi sağlar.
-
4.c.5. Tekrar Stratejisi
Bu strateji, bir metin ya da anlatımdaki belirli ifadeleri tekrar etme,
yazılı bir metinden konu cümlelerini ve ayrıntıları tanımlama, okuma, sözel
ya da içten bir cümleyle başka bir cümleyi bir araya getirme gibi süreçleri
içerir. Wittrock, bu tür öğrenme etkinliklerinin öğrencileri transfer,
yeniden organize etme ve anlamlandırma gibi zihinsel süreçlere temel teşkil
ettiğini belirtmiştir. Öğrencilerin bu stratejiyi kullanımlarına
bakıldığında; yetersiz ve ezbere dayalı bir durumla karşılaşılmaktadır.
Bilginin kısa süreli bellekte saklanma süresi en fazla 20 saniyedir.Ancak bu
süre bilgiyi zihinsel ya da sesli olarak sürekli tekrar etme yoluyla
uzatılabilir.Tekrar edilmediğinde bilgi kısa süreli bellekten
kaybolur.Özellikle kodlanıp uzun süreli belleğe gönderilmeyen bilgiler
kullanıldıktan sonra kısa süreli bellekten atılır (Senemoğlu. 1997.299).
Anlamlı tekrardan çok kavram ezberleme, konu listeleme ve olguları hatırda
tutma gibi zihinsel davranışlar ortaya çıkmaktadır.Tekrar stratejisi
kullanılırken, bilgiyi anlamlı hale getirecek etkinliklerin yapılması
gerekmektedir. Simpson (1994)'a göre; yaşla gelişen bir öğrenme stratejisi
olmakla birlikte, öğrenciye bu konuda örnekler verilmesi, not tutma ve
dinleme anında yönergeler sunulması ve öğrenme amacına uygun olarak
rehberlik verilmesi halinde, tekrar stratejisi ile istenen öğrenme
performansına ulaşılabilir. Öğrenci Merkezli Eğitimde tekrar stratejisine
daha az, örgütleme ve anlamlandırma stratejisine daha çok yer verilmektedir.
Eklemleme Stratejileri, eski ve yeni bilgiler arasında ilişkiler kurmayı
sağlar. Örgütleme stratejileri de eklemleme stratejileri gibi öğrencinin
yeni materyali anlamlandırma düzeyini yükseltici stratajilerdir. Bu
stratejiler öğrenilecek materyalin yeniden yapılandırılarak düzenlenerek
anlamlandırılmasını sağlar (Senemoğlu. 199; 566).
Not Alma; Öğrencinin daha sonraki çalışmalarını kolaylaştırıcı olduğu gibi
bilginin uzun süreli bellekte anlamlı bir biçimde saklanması için de etkili
modeller oluşturmaktadır. (Arrends 1997)
-
4.c.6. Özetleme
Özetleme, öğrencinin bilgiyi anlamlandırmasına ve uzun süreli belleğe
anlamlı olarak yerleştirmesine yardım etmektedir. Çünkü, özetleme öğrenciyi
anlamak için okumaya, önemli fikirleri ayırt etmeye, bilgiyi kendi
sözcükleriyle ifade etmeye yönlendirmektedir.
Özetleme stratejisini geliştirmek için izlenecek basamaklar
1. Metindeki önemsiz bilgiyi tanıma ve çıkarma
2. Metindeki ana fikri belirleme ve kendi sözcükleriyle ifade etme.
3. Her paragraftaki temel cümleyi seçme ve yeniden ifade etme
4. Metnin ana fikri ve yan fikirleri arasındaki ilişkileri, anlamını
bozmadan çok kısa olarak bütünleştirme (Senemoğlu. 1997:569).
-
4.c.7. Metinden Anlam
Çıkarma
Bir metin okunurken öğrenciler önemli kavramları yakalayıp, onlar etrafında
yuvarlaklar çizerek birbirlerine anlamlı biçimde bağlamaktadır. Öğrenciler
bu sayede okunan parçaya dikkat etmekle birlikte çıkaracakları anlamlar da
gelişmektedir. Öğrenciler anlamları önceki bilgileri ile karşılaştırmalı,
uygun olup olmadığını değerlendirmeli ve kabul etmeden önce eleştirmelidir.
Gazete ve magazin dergilerindeki makaleleri okuma; Kavram haritaları, gazete
ve teknik dergilerdeki yazılar hakkında not almak için oldukça kısa ve
etkili bir yoldur. Hızlı bir okumadan sonra temel fikirleri yuvarlak içine
almak ve bağlantıları kurup harita oluşturmak oldukça kolay olmaktadır.
-
4.d. Öğrenme
Stratejilerinin Öğretimi
Öğrenme stratejilerini öğrencilere öğretimi ile ilgili bir çok araştırma
yapılmıştır. Bunlardan biri doğrudan öğretim, diğeri ise karşılıklı öğretme
yaklaşımıdır.
-
4.d.1. Doğrudan Öğretim
1. Dersin hedeflerini açıklayınız ve öğrencileri öğrenmeye hazır hale
getiriniz. Öğrenme stratejilerini öğrendikleri takdirde dersi daha kolay
öğreneceklerini söyleyiniz.
2. Belirli bir strateji açıklayıp gösteriniz Sözel açıklamalar ve gösterme
yoluyla stratejiyi öğretiniz. Öğrencinin strateji ile ilgili önceki
bilgileriyle yeni bildiklerini ilişkilendiriniz ve stratejinin nasıl
işlediğini öğrencilere gösteriniz. Bu işlemleri özellikle yüksek sesle
yaparak öğrenme sırasında ki zihinsel süreci öğrencinin görmesini
sağlayanız.
3. Öğrencilere sizin eşliğinizde alıştırma fırsatları sağlayınız.
4. Öğrencilerin stratejiyi anlayıp anlamadıklarını kontrol ediniz ve dönüt
veriniz.
5. Öğrencilerin alıştırma yapmalarını durdurunuz ve stratejiyi kullanırken
ne tür güçlüklerle karşılaştıklarını belirleyiniz. Zihinlerinde ne olup
bittiği hakkında sesli düşünmelerini sağlayınız. Yaptıkları ile ilgili dönüt
veriniz, strateji ile ilgili tartışmayı sürdürünüz.
6. Bağımsız alıştırma ve transfer yapmasını sağlayınız, stratejiyi bağımsız
olarak kullanmaları için fırsatlar veriniz ve daha sonra alıştırma
ödevlerini ne derece başardıklarını birlikte değerlendiriniz. Sonuçlar
hakkında bilgiler vererek eksiklerini tamamlamaları yanlışları düzeltmeleri
için gerekli ipuçlarını sağlayınız.
-
Etkin Öğrenme
Öğrenci merkezli eğitim için
öğrencilerin derse ve etkinliklere etkin olarak katılması gerekmektedir.
Etkin öğrenme; bireyin öğrenme sürecine etkin olarak katılımını sağlama
yaklaşımıdır. Bu katılımı sağlamak için öğrenenlere okuma, yazma, konuşma,
tartışma, geçmiş yaşantılarla bağ kurma, edindiği bilgileri günlük yaşamda
uygulama ve problem çözme işlemlerini kendi kendilerine yapma olanağının
verilmesi gerekir. Bu yaklaşımla öğrenciler; edilgen alıcı olmaktan kurtulur
ve kendileri öğrenerek yaşamlarını şekillendirmeye çalışırlar . Bu yolla
öğrenciler etkin öğrenme sürecinde karar verme, sorumluluklar alma ve
özellikle öğrenmeyi öğrenme olanağına kavuşmaktadırlar.
Öğretmenler etkin öğrenmenin yararlarını şu şekilde sıralamaktadırlar;
-
Yavaş öğrenen ve üstün
yetenekli öğrencilere daha çok zaman ayırma,
-
Öğrencilerin öz denetim
geliştirme yollarını iyileştirme,
-
Farklı öğrenme stilleri için
farklı programlar oluşturma,
-
Yeni öğretmenlere sınıf
yönetiminde yardımcı olma,
-
Yaşam boyu öğrenmeyi sağlama (Stern
1997; 21).
Etkin öğrenme öğrenciler için
olduğu kadar öğretmen için de gerekli olmaktadır. Öğrencilerin güdülenme
düzeyini arttırdığı, sınıfta disiplin problemlerini azalttığı öne
sürülmektedir. (Simons 1997; 21- 22).
Güven; kendine güvenen ve öğrenmeye hazır olan öğrencilerin
kendilerine saygı duydukları görülmektedir. Kendilerini sınıfta güvende
hissederler. İnsan olarak değerleri başarı yada ödüle bağlı değilmiş gibi
her yarışı kazanma yada herkesi memnun etme endişesini taşımazlar.Öğrencinin
kendine güven duyması; cesaretini ve yaratıcılığını artıracak, problem çözme
karar verme becerilerini geliştirecektir.
Enerji ; Öğrenciler bir şeylerle meşguldür, katılımcıdır, sınıfta
istekle çalışırlar. Bekleyen yada canı sıkılan kimseye rastlanmaz.Öğrenciler
saate bakmazlar dersin bitmesini beklemezler. Çünkü sınıfta kendilerine
güvenmektedirler ve güvenilmektedirler. Aynca her birinin üslendiği görev ve
sorumlulukları vardır.
Özdenetim; Öğrenciler kendi öğrenmelerinden sorumludur, kendilerini
yönetir ve güdülerler. Kendi seçimlerini yaparlar, çalışmalarını başlatıp
bitirir ve mümkünse çalışmalarını kendileri düzeltirler. Öğrenciler kendi
hızlarını kontrol eder ve çalışmalarını yönetirler (Stern 1997; 13)
Öğrenciler, öğrenci merkezli eğitim ile; yaşam becerilerini geliştirecek,
özdenetim becerisine sahip olacaklardır.
Gruba ait olma; Öğrenciler yönetici personel ve diğer öğrencilerle
olumlu ilişkiler kurmuşlardır. Birbirlerini dinlerler, kabul eder ve
edilirler, Saygı görürler ve saygı duyarlar, ret edilme veya dışlanılmış
hissetmezler.
Duyarlı olma; Öğrenciler düşünceli ve uyanıktır. Sınıfta neler
olduğunu bilirler. Dikkatli, meraklı, yaratıcı ve gayretli öğrenciler göze
çarpar. Diğer insanların duygu ve düşüncelerine karşı duyarlıdırlar. Empati
kurabilir ve diğer kişilerle ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yürütebilir.
Etkin ve keşfedici öğrenme sürecinde öğretmenler;
-
Öğrencilerin dikkatli
olmalarını sağlayacak ilginç sorular sormalı,
-
Gözlemlerini yazılı yada sözlü
olarak ifade etmesine olanak tanımalı
-
Öğrencilerin sorulan için
okuma kitapları verilerek toplumsal bilgileri artırılmalı,
-
Bilimsel araştırma ve deneyi
destekleyen öğrenme yaşantıları hazırlanmalı ve malzeme sağlanmalı,
-
Çocukların dünya hakkındaki
meraklarını ve sorunlarını paylaşmaya istekli olunmalı,
-
Yenilikçi, yaratıcı ve
deneysel, bir kişi olmalıdır. (Klein, 1991 23-27).
Öğrenciler çoğunlukla
dinledikleri konu ilginç gelse bile dikkatlerini sürekli dinleme üzene
toplayamamaktadır. Sürekli bir zaman dilimi içinde öğretmen konuşmasını
yavaşlattığında da öğrenciler sıkılmakta veya zihinleri dağılmaktadır.
Ayrıca yapılan araştırmalar göstermektedir ki:
öğrenciler ilk 10 dakikada dikkatlerini % 70 oranında toplayabildikleri
halde, bu oran son 10 dakikada %20 ye düşmektedir. (Mc Keachie, 1986).
Etkin öğrenmenin gerçekleşmediği, anlatım yönteminin sürekli olarak
kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar "işbirlikli eğitim" hareketinin
öncülerinden olan Kari Smith ile David ve Roger Johnson tarafından aşağıdaki
şekilde belirtilmektedir (John, John, Smith, 1991).
-
Öğrencilerin dikkatleri her
geçen dakika azalmaktadır.
-
Sadece dinleyerek öğrenen
öğrencilere hitap etmektedir.
-
Ezbere öğrenmeyi sınamaktadır.
Bütün öğrencilerin aynı bilgiye ihtiyaç duyduğu ve hepsinin aynı hızda
öğrendiği varsayımına dayanmaktadır.
Sayfa Başı
ÖĞRENME STRATEJİLERİ
Öğrencinin öğrenme stratejilerini uygulayabilmesi için öğretmenin rehberlik
ve danışmanlık yapması gerekmektedir. Öğrenme stratejileri; öğrenen için
öğrenme, eğitici için öğrenmeyi sağlama olarak düşünülebilir. Öğrenci
merkezli eğitimde, öğretme kavramı yerine "öğrenmeyi sağlama" ya yer
verilmektedir.
Strateji; Strateji kavramı
"önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol "(Türk Dil kurumu
1988 : 1341) anlamına gelmektedir. Strateji Clark ve Starr'a göre dersin
hedeflerine ulaşmayı sağlayan oldukça genel bir yaklaşımdır. Bilen'e göre
ise öğretme stratejileri genel yollar olup önerilen etkinlik türlerinden
seçilen bir çizgi izlenerek öğretme yöntemlerini belirler (Bilen, M.-99:
52).
Stratejinin belirlenmesi ile
öğretmen ders içi ve ders dışı etkinliklerinin genel olarak nasıl
yapılacağını öğrencinin bu etkinlikteki yerini ve öğretim boyunca bu
stratejiye uygun hangi yöntem ve teknikleri kullanacağını planlar.
Bruner (1966), Ausubel(1968),
Gagne (1970) üç temel öğretme stratejisi üzerinde durmuştur. Bunlar;
-
Sunuş yolu ile öğretim
stratejisi
-
Buluş yolu ile öğretim
stratejisi,
-
Araştırma inceleme Yolu ile
öğrenme stratejisi
Sunuş Yolu ile Öğrenme
Stratejisi;
Bu strateji açıklayıcı,
yorumlayıcı bir yaklaşımla kavram ve genellemelerin öğretildiği bir yoldur.
Sunuş yolu ile öğretme bilgilerin çok dikkatli bir şekilde düzenlenmiş ve
öğrenciler tarafından alınmaya hazır bir durumda verilmesi sürecidir. (Fidan
1986:95)
Dört temel özelliğe sahiptir.
Bu özellikler :
-
Öğretmen ve öğrenciler
arasında yoğun bir etkileşim gerektirir,
-
Bol örnek vermeyi gerektirir,
-
Genelden özele doğru
hiyerarşik bir sıra izlenir,
-
Öğretim adım adım ilerler,
Buluş Yolu İle Öğretim
Stratejisi
Öğrenci sadece uyaranlara
cevap veren değil, içsel tepkilerle etkin biçimde araştırarak öğrenen kişi
olduğundan, öğrenmenin etkili ve kalıcı olduğu görüşü kabul edilmektedir.
Ancak öğrenme için fazla zaman gerekmektedir.
Tümevarım yoluyla öğrenmeyi
teşvik eden bu yaklaşıma örnek kural yöntemi (ÖKY) adı da verilmektedir.
Buluş yoluyla öğrenmenin adımları;
-
Öğretmen örnekleri sunar
-
Öğrenciler örnekleri betimler
-
Öğretmen ek örnekler verir
-
Öğrenciler ek örnekleri
betimler ve öncelikleri karşılaştırır.
-
Öğretmen ek örnekleri ve örnek
olmayanları sunar
-
Öğrenciler zıt örnekleri
karşılaştırır.
-
Öğretmen öğrencilerin teşhis
ettiği özellikleri ilişkileri yada ilkeleri vurgular.
-
Öğrenciler tanımlama yapar
ilişkileri özellikleri ifade eder.
-
Öğretmen öğrencilerden ek
örnekler ister.(Senemoğlu, N. 199;477)
Buluş yoluyla öğrenme;
-
Öğrencinin merakı ile harekete
geçer,
-
Gelişme dil, düşünme ve
hareket bütünlüğündedir,
-
Başarılı içsel pekiştirecin
devamını sağlar,
-
Normlara dayalı ölçütler
saptamalı ve bunlara nasıl ulaşılacağı açıklanmalı
-
Biliş yoluyla öğrenme kuramı
bilgisini kazanmış olmalı
Araştırma Yolu İle Öğretim
Stratejisi
Öğrencilerin sınıf içi
etkinliklerine dayalı problemlerin çözümü için uygulanan bir tür problem
çözme yaklaşımıdır.
Bu yaklaşımda öğrenci problemi tanımlar, çözümü için geçici çözüm yolları
kurar, veri toplar ve verileri değerlendirerek sonuca ulaşır. Bu yolla
sadece o problemin değil ileride karşılaşacağı problemlerinde çözümünü
öğrenir.
Bu yaklaşıma uygun bir
araştırma dört bölümden oluşur;
-
Problemin hissedilmesi ve
tanımlanması
-
Denencelerin kurulması
-
Verilerin toplanması
-
Verilerin analizi ve
denencelerin sınanması
Sayfa Başı
-
ÖĞRENME TÜRLERİ
Öğrenme tüm bireyler için aynı
değildir. Öğrenmeyi yönlendiren fiziksel yapılar her birey için değişebilen
süreçlerin oluşmasına yol açmaktadır.
Dewey “...kişi, bir konu, bir birey, düşünen, arzu ve beklentileri olan
kendi başına bir bütündür. Bu bağlamda, psikolojik tür ve stiller değişmez
kişilik özelliği değil sadece kalıcı durumlar olarak düşünülmelidir”
demekte.
Bireyin farklı öğrenme biçimlerini bir arada kullanabilmesi, kişinin
etrafındaki olayları gözlemlemesi, bunları kuramlarla bütünleştirmesi,
hipotezler kurup test etmesi ve yeni yaşantılar seçmesine yol açmaktadır.
Bu bakış açısına paralel olarak KOLB dört öğrenme biçimi tanımlamıştır.
-
Somut yaşantı
-
Yansıtıcı gözlem
-
Soyut kavramsallaştırma
-
Etkin yaşantı
Somut Yaşantı
Bu öğrenme biçiminde yaşantı ve problemlerle kişisel olarak ilgilenmek ve
hissetmek, düşünmekten daha önemli görülmekte, kuram ve genellemeler yerine
o anki gerçeğin tekliği ve karmaşıklığı; problemlerin çözümünde sistematik
ve bilimsel bir yaklaşım yerine sezgilere dayalı bir yaklaşım tercih
edilmeli.
Yansıtıcı Gözlem
Bu öğrenme biçimi düşünce ve olayları dikkatlice gözlemleyerek farklı görüş
açılarından değerlendirme süreci üzerinde odaklaşmıştır.
Bu öğrenme biçimini benimseyen kişilerin pratik uygulamalar yerine olayın
özünü kavrama; doğru nedir, nasıl oluşur gibi sorulara yanıt aramaya
çalışma; düşünce ve olayları sezgi yoluyla anlatma; fikirlerin oluşmasında
kendi düşünce ve duygularına güvenme, sabırlı, tarafsız ve dikkatli
düşünerek karar verme konularında başarılıdırlar.
Soyut Kavramsallaştırma
Mantık kavramaları ve düşünceler duygulardan daha önemlidir. Genel kuramlar
geliştirme ve problemin çözümünde bilimsel yaklaşım önem kazanmaktadır.
Bu öğrenme biçimine sahip bireylen sistematik planlar yapma konusunda
başarılı; düşünce ve olayların mantıksal analizini yaptıktan sonra harekete
geçmede etkindirler.
Etkin Yaşantı
Bireyler çevrelerini etkileme ve durumlarını değiştirme özelliğine sahiptir.
Bu öğrenme biçiminde izlemekten çok pratik uygulamalar yapma, mutlak gerçek
yerine işe yarayanı benimseyip diğerlerini reddetme söz konusudur. Birey
başladığı işi tamamlama ve hedeflerine ulaşmak için risk alma konusunda
duyarlı ve başarılıdır.
Sayfa Başı
-
Öğrenme Yöntem ve Teknikleri
Yöntem bir sorunu çözmek bir
deneyi sonuçlandırmak, bir konuyu öğrenmek ya da öğretmek gibi amaçlara
ulaşmak için bilinçli olarak seçilen ve izlenen düzenli yoldur.(Oğuzkan:1993,
Demirel: 1994)
Eğitim yaşantılarında kullanılan yöntem ve teknikler aşağıda kısaca
açıklanmıştır. Bu teknik ve stratejilerin yarar ve sınırlılıkları
bulunduğundan diğer etkenlerde göz önünde bulundurularak planlanmalıdır.
-
Anlatım Yöntemi :
Geleneksel bir yöntemdir.
Öğretmenin bilgiyi aktardığı, öğrencilerin dinlediği ve edilgen kaldığı bir
yöntem olduğu için öğretmen merkezli bir yöntemdir.
Öğrenci merkezli eğitimde öğrencinin derse katılımı sağlanmalı, anlatım
yönteminin kullanılması gerekli durumlarda, yöntem başka yöntem ve
tekniklerle desteklenmelidir.
Örnekler, semboller, grafik, resim, müzik vb. ile desteklenmeli, örnekler
gerçek hayattan seçilmelidir.
-
Tartışma Yöntemi :
Tartışma yöntemi dinleme,
sorgulama, fikir alışverişi, ve bir konuyu değerlendirme gibi etkinlikleri
içerir. Öğrencileri okudukları ve öğrendikleri konular üzerinde düşünmeye
iten anlaşılmayan konuların açıklanmasına yarayan bir yöntemdir. Tartışma
yönteminin büyük grup tartışması, münazara, panel, vızıltı grupları, fikir
taraması, forum ve seminer,sempozyum, beyin fırtınası gibi tekniklerden
yararlanılır. (Çivi, 1999)
-
Grup Çalışması
ÖME'nin en temel ilkelerinden biri, öğrencilerin grup halinde çalışma
alışkanlığı kazanmalarıdır. Bu teknikle dil, düşünme, fikir üretme vb.
becerileri gelişir, paylaşmayı öğrenir.
Grup çalışması 4-10 arası öğrencinin bir problem veya konuyu
keşfetmek, araştırmak ve rapor etmek için yaptığı çalışmalardır.
Her grubun başkanı ve not tutan bir kişi seçilir. Öğretmenin, başkanın ve
diğer öğrencilerin görevlerini açıklaması kişilere yardımcı olacaktır.
Öğrencilere konu üzerinde tartışmaları ve bir sonuca ulaşmaları için belli
bir süre verilir. Sonuçlar, sınıfa sunulmak üzere hazırlanır.
-
a. Münazara :
İki ekibin bir konuyu ele alarak, dinleyiciler ve jüri önünde iki karşı tezi
savunmalarıdır.
b. Panel :
Bir grubun üyeleri belli bir konu ya da sorun üzerinde araştırma yaparlar.
Buldukları verileri inceleyip görüşlerini sırayla açıklarlar. Konuşmacılara
başkan eşit süre verir. Öğretmen konuyu tüm sınıfa sunar.
c. Forum :
Küçük bir grup öğrenci diğer öğrencilere bilgi verir. Sununun sonunda
dinleyiciler konuşanlara sorular yöneltir. Kendine soru yöneltilen öğrenci
soruyu cevaplandırır.
-
Soru-Cevap Yöntemi
Öğretmenin eğitim durumunu verimli şekilde sürdürmesi, sağlıklı bir
değerlendirme yapması eleştirel düşünme becerileri kazanması için soru sorma
becerisine sahip olması gerekmektedir. Doğru soru, doğru düşünmeyi ve doğru
cevap vermeyi sağlar. Öğrencilerin doğru soru sorma becerilerine sahip
olmaları sağlanmalıdır.
Bu yöntem öğrencilerin düşünmeleri, dil becerilerini kullanmaları ve
kendilerini ifade etmelerine olanak sağlar. Tartışma yönteminin etkili bir
şekilde sürmesinde de soru cevap yönteminin rolü büyüktür.
Öğretmenler düzenli olarak dört temel düşünme biçimini güdüleyici sorular
sormalıdırlar. Bunlar: hatırlama, değerlendirme, akıl yürütme (neden
gösterme), yaratıcı düşünme olmak üzere dört grupta incelenmektedir.
-
Hatırlama Tipi Sorular:
Hatırlama soruları düşünme etkinliği gerektiren en çok bilinen ve uygulanan
soru sorma türüdür.
-
Akıl Yürütme yada Neden
Gösterme Gerektiren Sorular: Neden ve niçin le sorular ve neden
göstermeye dayanan soru sorma biçimidir.
-
Değerlendirme, Değer Biçme ve
Akıl Yürütme Gerektiren Soru Sorma Biçimi: Yaratıcı Düşünme Gücünü
Geliştiren Sorular: Yaratıcı düşünme yeni görüş ve fikir geliştirme,
çözüm yolları üretme, yeni yollar ve işlemler keşfetme gibi düşünme
biçimlerini kapsar. Bu gruba giren düşünme gücü derece derece her öğrencinin
uygulayabileceği, geliştirebileceği bir nitelik taşımalı, sorular
öğrencilerin kendi girişimleri, fikirleri üzerinde düşünüp, inceleyip
geliştirmesine, hazır bilgiyi almadan çok, araştırma yapmasına ve kendi
kaynaklarına güvenmesine yardım edici nitelikte olmalıdır. Bu yolla yaratıcı
düşünme doğar ve gelişir.
-
Beyin Fırtınası Tekniği:
Bir probleme çözüm getirmek ve
çeşitli konularda fikir ve düşünce üretmek için kullanılan bir öğretim
tekniğidir. Önemli olan çok sayıda fikir ve düşünce üretilmesidir. Fikirler
iyi kötü doğru yanlış yargılamasından bağımsız olarak üretilir.
Önce problem seçilir, problemin soru şeklinde yapılandırılması düşünmeyi
kamçılar. Gruplar oluşturulur. Her grubun başkanı ve not tutanı belirlenir.
Grup başkanı problem hakkında olumlu bir ifade ile konuya girer. Diğer grup
üyeleri de o konuda akıllarına gelen tüm düşünceleri sıralar. Not tutan
öğrenci bütün fikirleri kaydeder.
Gerektiğinde öğretmen gruplara yardım eder. Seans bitmeden, son bir dakika
veya belli bir süre tanınır. Arkasından, grup ortaya çıkan fikirlerin
değerlendirmesini yapar. Her fikrin avantaj ve dezavantajları göz ününde
bulundurularak liste önem sırasına göre küçültülür. Sonunda gruplar
fikirlerini sınıfta öğretmenin liderliğinde tartışır (Osborn, 1963).
Etkili Kullanım için Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
* Beyin fırtınası rahat bir ortamda yapılmalıdır.
* Eleştiri, yargılama ve değerlendirme dışarıda bırakılmalıdır.
* Fikirler, ilgisiz olsa da ifade edilebilmelidir.
* Önemli olanın üretilen fikirlerin sayısı olduğu bilinmelidir.
* Aynı anda bir kişi konuşabileceğinden, öğrencilere akıllarına gelen
fikirleri unutmamaları için bir kağıda not almaları hatırlatılmalıdır.
* Problem belirlendikten sonra kim, ne, niçin, nasıl, ne zaman soruları
düşünceyi ateşler.
* Grup başkanı aktif olarak fikir üretmeye katılmaz, ancak, grupta
oluşabilecek, negatif havayı kırmak ve konudan sapmayı engellemekle
sorumludur.
* Her fikir not tutan kişi tarafından mutlaka kaydedilmelidir.
* Fikirlerin sentezi ve değerlendirilmesi aşamasında öğretmen gruba
rehberlik edebilir.
Bu teknik kullanılırken;
Öğrencileri rahat edebilecekleri şekilde oturtun. Fikirleri yazacak bir
tahta ya da döner levha bulundurun. Sorunu anlatın, tahtaya yazın, tekniğin
kurallarını açıklayın. Bunun için; fikirlerin olumlu ya da olumsuz olarak
değerlendirilmeyeceğini, serbest düşünmeleri için uç noktaları da dikkate
almaları gerektiğini, çok miktarda fikir üretmelerini, başkalarının
fikirlerinin geliştirilebileceğini, değiştirilebileceğini ve tersinin
söylenebileceğini vurgulayın, fikir üretilmesini isteyin.
Bir ya da iki kişinin üretilen fikirleri tahtaya ya da döner levhaya
yazmalarını sağlayın, ve yazılanlan göz ucuyla kontrol edin, kendi
fikirlerinizi de söyleyerek öğrencilerin yeni fikirler üretmeleri için
yüreklendirin. Kimsenin fikirleriyle alay edilmesine izin vermeyin, fikirler
gelmeye devam ettiği sürece oturuma devam edin. Fikir üretme durduğunda
sorunu tekrar edin ve daha çok fikir üretilmesi için cesaretlendirici olun.
Tüm fikirleri okuyun benzer ya da binişik olanları numaralayın ve sıraya
koyun. Belirlenen sorunun çözüm yollarını içeren "sınıfımızın çözümü"
şeklinde uygun bir panoya asın.
-
Drama Yöntemi:
Drama; doğaçlama, rol oynama
ve tiyatro tekniklerinden yararlanarak öğrencilerin bir yaşantıyı, bir
olayı, bir fikri veya soyut bir kavramı oyunsu süreçlerle canlandırmasıdır.
Drama bu şekliyle öğrencilere hangi durumlarda nasıl davranmaları
gerektiğini yaşayarak öğreten bir tekniktir. Konuşma becerisini geliştirdiği
gibi dramanın konusu hakkında görüş ve fikir sahibi olunmasını da sağlar.
Etkili Kullanım için Dikkat
Edilmesi Gereken Noktalar
-
Konu seçiminde öğrenciler söz
sahibi olmalıdır.
-
Temel konu ve karekterler
sınıfta önceden tartışılmalıdır.
-
Kısa bir prova yararlı
olacaktır.
-
Öğretmen oyunu takdim etmeli,
karekterler hakkında kısa bilgi vermelidir.
-
Çok gerekli olmadıkça oyun
kesilmemelidir.
-
Sonunda oyun sınıfça
tartışılmalıdır.
Yararları
-
Anlama ve yaratıcılık
yeteneklerini geliştirir.
-
Konu ve olayları nesnel
biçimde çözme yeteneğini geliştirir.
-
Yaşayarak öğrenme fırsatı
verir.
-
Her ders ve yaş grubu için
kullanılabilir.
-
Gerçek ortamların
tartışılmasına fırsat verir.
-
Öğrencinin dil yeteneğini
geliştirir.
-
Rol Yapma Tekniği:
Öğrencinin bir başkasının kimliğine bürünüp o kişi gibi davranmaya
çalışmasıdır. İşlenen ders konusuyla ilgili bir durum seçilir. Yarım kalan
hikayeler rol yapma için iyi başlangıçtır. Durum ve roller tasvir edilir.
Gönüllüler istenir. Bazı öğrenciler teşvik edilir ancak, zorlama yapılmaz.
Belirlenen öğrencilere canlandıracakları rol hakkında birkaç dakika düşünme
fırsatı verilir. Öğrenciler rollerini prova etmemeli, ezberleme yoluna
gitmemelidir. Öğretmen rol yapma esnasında araya girmemelidir. Sıkıcı olmaya
başlaması durumunda oyun bitirilmelidir.
Takip edecek olan tartışma çok önemlidir. Belli durumlarda insanların neden
belli davranışları sergiledikleri tartışılır. Rol yapmaya katılmayan
öğrencilerin aynı durumlarda nasıl davranabilecekleri sorulur.
Etkili Kullanım için Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
* Öğrenci rol yapması için asla zorlanmamalıdır.
* Öğrenci canlandıracağı rolü iyi anlamalıdır.
* Rol yapmanın eğlence için değil, öğrenme için olduğu konusunda anlaşma
sağlanmalıdır.
* Aynı anda birçok rol karışabileceği için bir, iki rol ile başlanmalıdır.
* Arkadaşları rolleri canlandırırken sınıftaki diğer öğrenciler de aynı
havaya girebilmelidir.
* Öğretmen oyunun doğal bir şekilde sürmesine izin vermelidir.
* Rol yapan öğrencilerin duygularını anlayabilmek için, daha sonra rollerini
canlandırırken neler hissettikleri öğrencilere sorulmalıdır.
* Yarım kalan hikaye ve filmler bu teknik için iyi birer başlangıçtır.
Rol yapan öğrencilerin canlandırdıkları kişinin havasına girebilmeleri ve
rollerini hissedebilmeleri için yeterli zaman ayrılmalıdır (Özden,
1999.174).
-
Yaratıcı Drama:
Önceden yazılmış, hazır bir metin olmaksızın, katılımcıların kendi yaratıcı
buluşları özgün düşünceleri öznel anıları ve bilgilerine dayanarak
oluşturdukları eylem durumları ve doğaçlama çalışmalarıdır.
Aşamaları : Yaratıcı drama çalışmaları sınıftaki tüm öğrencilerin katılımı
ile sürdürülür. Katılımdan anlaşılması gereken öğrencilerin bir biriyle ve
gruplarla tartışması, duygularını ve düşüncelerini paylaşma, eleştirme,
yorum yapma gibi düşünsel becerilerini geliştirmesi demektir.
Sözü edilen çalışmalarda birbirinden biçim açısından farklılaşan ve her
çalışmada biri, bir kaçı yada tümünün yer aldığı aşamalar bulunur. Bu
aşamalar;
Isınma: Bu aşamada öğrencilerin bir grup oluşturmasına yönelik
alıştırmalar vardır. Grup içinde uyum ve tanışma için öğretmen, grubun bir
halka şeklinde oturup isteyenden başlayarak sadece grubun duyacağı şekilde
okuduğu bir öykü veya anısını paylaşmalarını isteyebilir.
Oyun: Bu uygulama aşamasında belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun
kurma ve bu oyunları geliştirme yer alır. Öğrencilerin ve konunun
özelliklerine uygun olarak değişik oyunlar seçilebilir. Bu oyunlar kimi
zaman sözcük dağarcığını, duyuları yada dikkati geliştiren oyunlar
olabileceği gibi öykünmeye dayalı yada yarışmalar içeren oyunlar olabilir.
Doğaçlama: Yaygın kullanımıyla bir metne bağlı olmadan içten geldiği
gibi ve aniden gelişen durum olarak tanımlanan doğaçlama yaratıcı dramada
bireysel ve grup yaratıcılığının en çok ortaya çıktığı çalışmadır.
Doğaçlamaların ana kaynağı bireyin kendi yaşantısıdır. Bu nedenle
katılımcıların kendilerini rahatça ortaya koyabildikleri ve bireysel olarak
keyif aldıkları bir aşamadır.
Oluşum: Isınma çalışmalarıyla başlayan, oyunlarla sürdürülen,
doğaçlamalarla geliştirilen sınıf etkinliklerinde artık ulaşılması
hedeflenen en son aşamaya gelinmiştir. Oluşumlarla anlatılmak istenen
sürecin, özellikle önceden hiç belirlenmemiş bir çıkış noktasından
başlanmasıdır.
Bir çalışmanın ardından tartışma açılması “ne yaşadınız”, “ne hissettiniz”,
“ nerede güçlük çektiniz” gibi soruların tartışılması katılımcıların bu
soruları yanıtlaması öğretmenin bu süreci yönetmesi ve gerekiyorsa kendi
gözlemlerini katılımcılarla paylaşması değerlendirmedir.
-
Örnek Olay Yöntemi:
Gerçek hayatta karşılaşılan problemin sınıf ortamında çözülmesi yoluyla
öğrenmenin sağlanmasıdır. Bu yöntem öğrencilere bir konuyu yada bir beceriyi
kazandırmak ve o konuda uygulama yaptırmak amacıyla kullanılır.
Örnek olaylar genelde yazılıdır. Görsel olan olaylara da yer verilebilir. Bu
yöntem daha çok buluş yoluyla öğretme yaklaşımında ve kavrama
düzeyindeki davranışların kazandırılmasında kullanılır.
-
Bilgisayar Destekli Öğrenme
Yöntemi
Bilgisayarla öğretim
psikologlar tarafından geliştirilmiş yeni öğrenme, öğretme ilkelerinin
eğitimciler tarafından programlı öğretim yöntemleri ile elektronik araçlara
uygulanması esasına dayanan bir öğretme yöntemidir.
Bilgisayar eğitim ve öğretimde çeşitli biçimlerde kullanılmaktadır. Bunlar;
-
Bilgisayar destekli eğitim
-
Bilgisayarla düzenlenmiş
eğitim
-
Bilgisayara dayalı öğretim
-
Bilgisayar ve kullanımları ile
ilgili beceri kazandırmak için yapılan eğitim.
Yararları:
1. Bilgisayarlar öğrencilerin öğretilen materyallerle daha fazla yüz yüze
kalmalarına olanak vermektedir. Böylece öğrenme için daha yüksek güdülenme
sağlamaktadır.
2. Bilgisayarlar, öğrenme konusunda her öğrencinin öğrenme temposuna göre
kullanılabildiklerinden bir çeşit özel öğretmen gibi kullanılabilmektedir.
3. Bilgisayarlar özellikle araştırma ve alıştırmaya ihtiyaç duyulan
derslerde bu çalışmalara yardımcı olarak kullanılabilmektedir.
4. Bilgisayarlar öğretmenlerin konulan tekrar etme sorumluluğunu azaltarak
yardımcı olmaktadır.
5. Bilgisayarlar öğrenciyi değerlendirme başarısını sayılama birey olarak
onun gelişmesini izlemeyi kolaylaştırma yanında iyi belirlenmemiş amaçlara
göre onun başarısını değerlendirme fırsatı vermektedir.
6. Öğrenci cevaplarını bilgisayarda saklama öğretmenlere başka yararlarda
sağlamaktadır. (Kısakürek 1988;64)
7. Bilgisayar öğrencide düşünme ve yaratma gücünü artırarak somuttan
başlayarak soyutlama gücü kazandırır.
-
Proje Çalışması:
Bu yöntemle öğrenciler
inceledikleri konularla ilgili ilk elden yaparak yaşayarak, inceleyerek
bilgi kazanırlar. Bilgi öğrenciye doğrudan verilmez. Bu açıdan proje öğrenci
merkezli eğitim için en uygun yöntemlerden biridir. Öğrenciler böylece kendi
başlarına bağımsız olarak düşünme cesaretini kazanırlar. Kendilerine olan
güvenleri artar.
Proje yöntemi öğrencinin gerçek yaşam koşullarında veya ona yakın koşullarda
gerçekleştiği zihinsel ve fiziksel bir etkinliktir . Amacı öğrenciye birinci
elden bir şeyin nasıl yapılacağını deneme fırsatı vermektir. Proje konusu
öğrencinin okuduğu bir kitaptan, izlediği bir televizyon programından, bir
gazete makalesinden veya bir ders konusundan seçilebilir. Konu tamamen
öğrenci tarafından veya öğretmenin hazırlayacağı listeden seçme yoluyla
belirlenebilir. Proje bir öğrenci tarafından gerçekleştirilebileceği gibi,
grup olarak da hazırlanabilir.
Öğrenci projenin amacını, yapılacak işlerin basamaklan, kullanılacak
malzemeleri ve karşılaşılacak olası durumları önceden planlar. Gerektiğinde
öğretmeninden yardım alır, ancak mümkün olduğunca kendisinin yapması
esastır. Projenin değerlendirmesini öğretmen ve öğrenci birlikte yapar.
Diğer öğrenciler de değerlendirmeye katılabilirler. Yeterli süre olduğunda
proje sınıfa sunulmalıdır (Davis, 1966). Bir yıl sonunda yapılan tüm
projeler sergilenerek çevre ile paylaşım sağlanabilir. Bilim şenliği
yarışları düzenlenerek öğrencilerin bilimsel düşünme ve çalışma becerisi
kazanmaları sağlanır. Proje yarışmalarında en iyi projeler ödüllendirilir
diğer projeler de belgelendirilir ve öğrencilerin bir sonraki proje için
motive edilmeleri sağlanır.
ÖME Modelinde üzerinde önemle
durulan yöntemlerdendir. Yönergeleri hazırlanmıştır. (Proje çalışması ile
ilgili yönergeler EK'ler bölümündedir).
-
Gösteri Tekniği:
Gösteri, öğretmenin
öğrencilere bir şeyin nasıl yapılacağını göstermek yada bir ilkeyi açıklamak
için yaptığı işlemlerdir.(Öğretmen merkezlidir.)
-
Gösterip Yaptırma Yöntemi:
Önce gösterip açıklama,
sonrada öğrenciye alıştırma ve uygulama yaptırılmasıdır. (Öğrenci
merkezlidir.)
-
Benzetim Tekniği:
Öğrencilerin sınıf içinde bir
konuyu gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde çalışma yapmalarına imkan sağlayan
bir öğretim tekniğidir. Askerlerin harp oyunlarıyla, pilotların uçak
simulatörleriyle yetiştirilmesi bu tekniğe örnektir.
Sayfa Başı
|